Eyup Sendromu
Böyle bir sendrom yok, boşuna google vs bakmayın, tamamen benim yakıştırmam..
Nereden icat ettin bu sendromu der gibisiniz, izin verin açıklayayım..
Çok yıllar sonra Yeni Lise'den arkadaşlarla bir araya gelme fırsatı oldu, yaklaşık 30-35 sene sonra, Düşünün 18-19 yaşlarında bıraktığın yağız ve tığ gibi delikanlıları ve fıstık gibi, bir içim su kızları bırakmışız ve 49-50 yaşlarında hafif göbeklenmiş -utanmasam başka türlü açıklardım ya neyse- saçlar ya beyazlamış ya da artık saçla bir ilişkisi kalmamış adamlar ve yıllara meydan okuyanlar ve artık o savaşı bırakmış kadınlarla buluşuyorsunuz.. Buraya kadar sendrom yok, her şey normal seyrinde..
Bir lokantada rezervasyon yapılıyor ve birer ikişer geliniyor.. Gelenlerden bazılarını hemen tanıyorsun, bazılarını bu kim diye bakıyorsun. İşte olay tam bu sırada patlak veriyor ve içeriye adının Eyüp olduğunu söyleyen bir arkadaş giriyor. Herkes birbirine bakıyor, kim bu diyor ama kimseden ne cevap var ne de tık. Eyüp ise gayet rahat geliyor masaya oturuyor. Ne yanındaki ne karşısındaki ne de uzağındaki biri ile hiç konuşamıyor..
Masanın her tarafında Lise yıllarının anıları anlatılıyor, kahkahalar , gülme krizleri , yere yatmalar gırla gidiyor. Bilirsiniz bu anları hepiniz üç aşağı beş yukarı yaşamışsınızdır bunları.. Fakat masada oturan bir kişi bu olayların içine bir türlü giremiyor. Kim bu bile dememe gerek yok ,bildiniz hepiniz Eyüp.
Neyse yeniliyor, içiliyor herkes mutlu sarılmalar kucaklaşmalarla ayrılıyoruz. Sonrasında da bir araya geldiğimiz de 'ya o gece biri vardı adı neydi hani geldi ama kimse tanımadı ' vs diye takılmalar başladı. Sonrasında Eyüp ile çok kez bir araya geldik ama hala ikna olduğumuz da söylenemez.
Buraya kadar işin giriş ve gelişme bölümü. Sendrom bundan sonra başlıyor.
Bendeniz Yeni Lise'de 5,5 sene okudum ve Lise son sınıfta Ahmet Akyürek hocamızın gazabına uğradım ve okuldan atıldım, soluğu Seyhan Işık'ta aldım. Aldım ama hayatımın büyük çoğunluğunu beraber geçirdiğim Yeni Liseli arkadaşları unutmak ve bırakmak mümkün mü ?
Okuldan artan zamanlarda hep onlarla birlikteyim, zaten üniversite hazırlık kursları da var. Cuma akşamı, Cumartesi, Pazar günleri hep birlikteyim.
Seyhan Işık'tan arkadaşlarla da çok fazla iç içe olmadım. Tanıdıklarım vardı tabii içlerinde.
Okuldan mezun olduktan nerdeyse 43 sene sonra Seyhan Işık'tan arkadaşların katılacağı bir yemek vardı beni de davet ettiler ve gittim.
Gittim ki toplantı yaklaşık 10-12 kişi ama ben masada olanlardan hiçbirini tanımıyorum ve de hatırlamıyorum hiçbiri de beni hatırlamıyor. Lan olduk mu tam bir Eyüp durumu.
Hemen whatsapp'tan Yeni Lise arkadaşlarının olduğu guruba mesajı çaktım '' Ya ben burada Eyüp pozisyonundayım''.
Sonrasında ortaya attım bu Eyüp Sendromunu..
Arkadaşlara bir yazı yazacağım ve Eyüp Sendromunu anlatacağım demiştim..
Bu yazımdan dolayı umarım Eyüp arkadaşım bana kırılmaz..
Sevgi ve Saygılarımla....
Nereden icat ettin bu sendromu der gibisiniz, izin verin açıklayayım..
Çok yıllar sonra Yeni Lise'den arkadaşlarla bir araya gelme fırsatı oldu, yaklaşık 30-35 sene sonra, Düşünün 18-19 yaşlarında bıraktığın yağız ve tığ gibi delikanlıları ve fıstık gibi, bir içim su kızları bırakmışız ve 49-50 yaşlarında hafif göbeklenmiş -utanmasam başka türlü açıklardım ya neyse- saçlar ya beyazlamış ya da artık saçla bir ilişkisi kalmamış adamlar ve yıllara meydan okuyanlar ve artık o savaşı bırakmış kadınlarla buluşuyorsunuz.. Buraya kadar sendrom yok, her şey normal seyrinde..
Bir lokantada rezervasyon yapılıyor ve birer ikişer geliniyor.. Gelenlerden bazılarını hemen tanıyorsun, bazılarını bu kim diye bakıyorsun. İşte olay tam bu sırada patlak veriyor ve içeriye adının Eyüp olduğunu söyleyen bir arkadaş giriyor. Herkes birbirine bakıyor, kim bu diyor ama kimseden ne cevap var ne de tık. Eyüp ise gayet rahat geliyor masaya oturuyor. Ne yanındaki ne karşısındaki ne de uzağındaki biri ile hiç konuşamıyor..
Masanın her tarafında Lise yıllarının anıları anlatılıyor, kahkahalar , gülme krizleri , yere yatmalar gırla gidiyor. Bilirsiniz bu anları hepiniz üç aşağı beş yukarı yaşamışsınızdır bunları.. Fakat masada oturan bir kişi bu olayların içine bir türlü giremiyor. Kim bu bile dememe gerek yok ,bildiniz hepiniz Eyüp.
Neyse yeniliyor, içiliyor herkes mutlu sarılmalar kucaklaşmalarla ayrılıyoruz. Sonrasında da bir araya geldiğimiz de 'ya o gece biri vardı adı neydi hani geldi ama kimse tanımadı ' vs diye takılmalar başladı. Sonrasında Eyüp ile çok kez bir araya geldik ama hala ikna olduğumuz da söylenemez.
Buraya kadar işin giriş ve gelişme bölümü. Sendrom bundan sonra başlıyor.
Bendeniz Yeni Lise'de 5,5 sene okudum ve Lise son sınıfta Ahmet Akyürek hocamızın gazabına uğradım ve okuldan atıldım, soluğu Seyhan Işık'ta aldım. Aldım ama hayatımın büyük çoğunluğunu beraber geçirdiğim Yeni Liseli arkadaşları unutmak ve bırakmak mümkün mü ?
Okuldan artan zamanlarda hep onlarla birlikteyim, zaten üniversite hazırlık kursları da var. Cuma akşamı, Cumartesi, Pazar günleri hep birlikteyim.
Seyhan Işık'tan arkadaşlarla da çok fazla iç içe olmadım. Tanıdıklarım vardı tabii içlerinde.
Okuldan mezun olduktan nerdeyse 43 sene sonra Seyhan Işık'tan arkadaşların katılacağı bir yemek vardı beni de davet ettiler ve gittim.
Gittim ki toplantı yaklaşık 10-12 kişi ama ben masada olanlardan hiçbirini tanımıyorum ve de hatırlamıyorum hiçbiri de beni hatırlamıyor. Lan olduk mu tam bir Eyüp durumu.
Hemen whatsapp'tan Yeni Lise arkadaşlarının olduğu guruba mesajı çaktım '' Ya ben burada Eyüp pozisyonundayım''.
Sonrasında ortaya attım bu Eyüp Sendromunu..
Arkadaşlara bir yazı yazacağım ve Eyüp Sendromunu anlatacağım demiştim..
Bu yazımdan dolayı umarım Eyüp arkadaşım bana kırılmaz..
Sevgi ve Saygılarımla....
Yorumlar
Yorum Gönder